Projekt Queer Refugees Deutschland

EuGH takip sığınma başvurularının kabul edilebilirlik özelliğinin sona ereceği tarihi açıkladı

15. Ekim 2021

Avusturya İdare Mahkemesi’nin EuGH’ye sunduğu sunumun arka planında, Iraklı bir mültecinin sığınma devam başvurusu yer alıyordu. Söz konusu Iraklı mülteci, Temmuz 2015’te ilk kez sığınma başvurusunda bulunmuştu, ancak bu süreçte eşcinsel olduğu ile ilgili herhangi bir bilgi paylaşılmamıştı. Bu nedenle ilk başvurusu Ocak 2018’de reddedildi. Aralık 2018’de, bu kez yeni sığınma nedenini eşcinsel olduğunu ve bu nedenle Irak’ta zulüm görmekten korktuğunu öne sürerek bir sığınma takip başvurusunda bulundu. Iraklı mülteci, Avusturya’da eşcinselliğini zulüm korkusu olmadan açıklayabileceğini Haziran 2018’e kadar bilmiyirdu. Ocak 2019’da Avusturya Federal Göç ve İltica Dairesi (Bundesamt für Fremdenwesen/BFA) takip başvurusunun kabul edilmeyeceğine karar vererek reddetmiş, bunun üzerine Iraklı mülteci, Avusturya Federal İdare Mahkemesi’ne (Bundesverwaltungsgericht/BVwG) şikayette bulunmuş, ancak bu başvuru da büyük ölçüde reddedilmişti. Daha sonra mülteci, Avusturya İdare Mahkemesi’ne (Verwaltungsgerichtshof /VwGH) başvurmuş ve ortaya çıkan yeni durumun eşcinsellikle değil, kendisine tanınan eşcinselliğini ifade yeteneği ile alakalı olduğunu savunmuştu. Buna karşılık VwGH, süreci askıya almaya ve ABAD’ye, böyle bir takip iltica başvurusunun kabul edilebilir olması için hangi şartların yerine getirilmesi gerektiğini sormaya karar verdi.

ABAD, 9 Eylül 2021 tarihli kararında, cinsel yönelimlerinin veya cinsiyet kimliklerinin halihazırda farkında olmalarına rağmen ilk süreçlerde bu durumu belirtmeyen queer mültecilerin haklarının altını çiziyor. ABAD’nin kararına göre, sığınma süreçleri sonunda olumsuz sonuçlansa bile başvuruların yıllar sonra takip prosedüründen geçme şansı var. Başvuruların yeniden göz önünde bulundurulmasının ön koşulu mültecilerin, kendilerinin bır kurusu olmaksızın cinsel kimliklerini veya cinsiyet kimliklerini ilk süreçler sırasında ülkelerinden kaçmak için bir neden olarak gösterememiş olmalarıdır. İlk süreçte korku veya utançtan dolayı gerçek kimliklerini ifade edemeyen LGBTİ mülteciler bu nedenden ötürü takip sürecine başvururken söz konusu korku ve utancın, ilk süreçte sığınma başvurusunun gerçek nedenlerini sunmalarını ne ölçüde imkansız hale getirdiğini vurgulamalıdır. Almanya’ya gelen sığınmacıların büyük çoğunluğu, LGBTİ yaşam tarzlarının suç, günah, hastalık ya da utanç kaynağı olarak görüldüğü ülkelerden geldikleri için ilk süreçlerde pek çok LGBTİ mültecinin cinsel yönelimini ya da cinsiyet kimliğini hiçbir şekilde göstermek istememesinin normal olarak görülmesi gerektiği varsayılabilir.

Asylmagazin, bir kez daha LGBTİ+ odaklı bir sayı yayınladı

16. Eylül 2021

7-8/2021 sayısı Asylmagazin’in LGBTİ+ sığınma başvurularını ayrıntılı olarak ilk kez ele almıyor. 3/2013 ve 12/2013 sayısında, Nora Markard tarafından “gizlilik gerekliliği” konusu etrafındaki içtihatla ilgilenen iki makale yayınlamıştı. 10-11/2019 sayısını Alva Träbert ve Patrick Dörr’ün iki makalesi ile “Şiddete karşı koruma, usul garantileri ve LGBTİ+ bireylerden kaçma nedenleri” konulu ilk özel sayı takip etti. Son olarak, 3/2020 sayısında Philipp Braun, Patrick Dörr ve Alva Träbert, Alman Federal Anayasa Mahkemesi’nin iki kararı hakkında yorumlarda bulundu. Federal Anayasa Mahkemesi bir kararında LGBTİ+ mültecilerin ikinci sığınma davalarındaki haklarını güçlendirirken, diğerinde “gizlilik gerekliliği”nin kabul edilemezliğini teyit edip “gizlilik gerekliliği”nin uygulanmasının biseksüel sığınmacılar için de kabul edilemez olduğunu açıklığa kavuşturdu.

 

Asylmagazin’de adı geçen makalelerin listesi:

Petra Sußner (2021): Das reicht (noch) nicht –  Wo ist das Problem mit Heteronormativität im Asylrecht?, Asylmagazin 7-8/2021, 248-256. (Henüz online olarak erişilebilir değil)

Patrick Dörr, Alva Träbert und Philipp Braun (2021): LSBTI*-Asylanträge und das widerspenstige »Diskretionsgebot« – Wie BAMF und Gerichte weiterhin höchstrichterliche Vorgaben unterlaufen, Asylmagazin 7-8/2021, 257-268. (Henüz online olarak erişilebilir değil)

Philipp Braun, Patrick Dörr und Alva Träbert (2021): „Durch das Zwangsouting habe ich meine Familie verloren.“ – Outings queerer Asylsuchender durch Vertrauensanwält*innen des Auswärtigen Amtes, Asylmagazin 7-8/2021, 269-275. (Henüz online olarak erişilebilir değil)

Philipp Braun, Patrick Dörr und Alva Träbert (2020): Anmerkung: BVerfG: Vorgaben zur Prüfung der Verfolgung auf- grund sexueller Orientierung, Asylmagazin 3/2020, 81-83.

Alva Träbert und Patrick Dörr (2019): LSBTI*-Geflüchtete und Gewaltschutz, Asylmagazin 10-11/2019, 344-351.

Patrick Dörr und Alva Träbert (2019): LSBTI*-Geflüchtete im Asylverfahren, Asylmagazin 10-11/2019, 352-359.

Nora Markard (2013): EuGH zur sexuellen Orientierung als Fluchtgrund. Zur Entscheidung „X, Y und Z gegen Minister voor Immigratie en Asiel“ vom 7.11.2013, Asylmagazin 12/2013, 402–408.

Nora Markard (2013): Sexuelle Orientierung als Fluchtgrund – Das Ende der „Diskretion“. Aktuelle Entwicklungen beim Flüchtlingsschutz aufgrund der sexuellen Orientierung, Asylmagazin 3/2013, 74–84.

Yeni açıklayıcı videolar, iltica sistemiyle ilgili soruları yanıtlıyor

12. Nisan 2021

Şimdiye kadar bu açıklayıcı videolardan dördü Arapça, Almanca, İngilizce ve Farsça olarak hazırlandı. Metinler Rosa Strippe çalışanları ve Bochum’daki LGBTİ mülteciler ve göçmenler için bir seçenek niteliğindeki Senlima ziyaretçileri tarafından seslendirildi. “Amacımız, olabildiğince çok sayıda LGBTİ mültecisinin sığınma prosedüründeki haklarıyla ilgili bilgilere olabildiğince kolay bir şekilde erişebilmelerini sağlamak. Bu nedenle videolar yalnızca projenin web sitesinde değil, YouTube gibi platformlarda da mevcut,” diye açıklıyor Queer Refugees Deutschland projesinden Lilith Raza. LSVD projesinin web sitesinin diğer dillerinde, yani Fransızca, Rusça, İspanyolca, Türkçe ve Urduca dillerinde de açıklayıcı videolar eklenecek.

İlgili Bağlantılar:

YouTube

Mit dem Laden des Videos akzeptieren Sie die Datenschutzerklärung von YouTube.
Mehr erfahren

Video laden

Rosa Strippe und LSVD

YouTube

Mit dem Laden des Videos akzeptieren Sie die Datenschutzerklärung von YouTube.
Mehr erfahren

Video laden

Rosa Strippe and LSVD

YouTube

Mit dem Laden des Videos akzeptieren Sie die Datenschutzerklärung von YouTube.
Mehr erfahren

Video laden

Rosa Strippe وLSVD

YouTube

Mit dem Laden des Videos akzeptieren Sie die Datenschutzerklärung von YouTube.
Mehr erfahren

Video laden

Rosa Strippe و LSVD

“Queer Refugees Deutschland”dan dört LGBTİ mülteci aktivist, hakimler ve avukatlarla tartıştılar

9. Nisan 2021

Patrick Dörr (LSVD Federal Yönetim Kurulu) ve Philipp Braun (eski ILGA eş genel sekreteri) 41 yargıç, avukat ve BAMF personeli ile lezbiyen, gey ve biseksüel başvuru sahiplerinin olumsuz kararlarına karşı mahkeme işlemlerinde defalarca rol oynayan çok sayıda hukuki konuyu gündeme getirdiler ve tartıştılar. Almanya çapında bir LSVD projesi olan “Queer Refugees Deutschland” mülteci ağının dört LGBTİ aktivisti, bu hukuki tartışmaları menşe ülkelerinden ve iltica prosedürlerinden alınan deneyim raporları ile tamamladı:

Mısır’dan iltica eden Ahmad Khalid*, BAMF konuşmasında özellikle kitlesel homofobik bir tercüman ile büyük sorunları dile getirdi ve ayrıca Mısır devletinin LGBTİ topluluğuna yönelik uyguladığı sistematik zulümlerden bahsetti. Lübnanlı grup Mashrou’ Leila’nın Eylül 2017’de verdiği konserden sonra tesis içi durumun daha da kötüleştiğini ve o zamandan beri devletin sistematik ve amaçlı olarak LGBTİ topluluğuna karşı harekete geçtiğini bildirdi.

Ermenistan’dan iltica eden Meri Petrosyan, memleketinde yer alan ağır homofobik tavırları dile getirdi. Lezbiyenlerin, geylerin ve biseksüellerin bu nedenle yaygın homofobik şiddete karşı savunmasız olduklarından, polisin çoğunlukla homofobik tavırlar sergilediğinden ve bu nedenle genellikle hiçbir koruma sağlanamadığından bahsetti. Herkesin birbirini tanıması nedeniyle ve sır saklamanın gerçekte neredeyse imkânsız olduğunu ve böylesi küçük topluluklarda ve BAMF’nin bu sosyal gerçekleri ciddiye almadığından bahsetti.

İran’dan iltica eden Pamir Ceyhan*, menşe ülkesinde eşcinsellere yönelik kitlesel zulümden bahsetti; örneğin, erkekler arasındaki eşcinsel ilişkilerin hâlâ ölüm cezasıyla cezalandırılabildiğini bellirti. Ameliyat istemeyen transseksüeller dışında, lezbiyenler ve geyler de zorla sakat bırakan cerrahi müdahaleler yapılmakta olduğunu dile getirdi. Ne yazık ki, Pamir Ceyhan ve Türk kocası, Almanya’da korunmaya uygun eşcinsel bir çift oldukları halde büyük zorluklar yaşamışlar.

Tunus’tan iltica eden LGBTİ aktivisti Baküs Mejri ise iltica prosedürü ile ilgili olumlu deneyimler yaşadığını söyledi. Bilhassa, Tunus polisinin LGBTİ insanlarına nasıl davrandiğından bahsetti. Tunus polisi, LGBTİ-düşmanlarına karşı herhangi bir koruma sağlamadığını ve hatta eşcinsel olduklarından şüphelendikleri kişileri keyfi olarak tutuklamak için ahlaki yasaları kullandıklarını öne sürdü. Tutuklanan kişiler, gözaltındayken eşcinselliğin kanıtlanması için genel kanının aksine uluslararası alanda işkence olarak kabul edilen anal testlere tabi tutulduklarını anlattı.

,Aktivistler, dört farklı yaşam öyküleriyle bize yaşadıkları zorlukları bir kez daha çok somut bir hale getirdiler. Lezbiyenlerin, geylerin ve biseksüellerin bir çok ülkede ancak nasıl bir günlük hayat yaşayabildiklerini, devletten, toplumdan ve çoğu zaman kendi ailelerinden bile saklanmaları gerektiğini dile getirdiler“, dedi LSVD Federal Yönetim Kurulu için bu etkinliğe eşlik eden Henny Engels.

*Bu kişinin gerçek adı değildir, takma addır.